Neko Oıkawa ile yapılan bir röportaj(Türk müziği ve Japon müziği

Türkiye`ye Japon müziğini dinleteceğim

Neko Oıkawa ilk bestesini üç yaşında yapmış ve 20 sene de tam 2500 şarkı sözü bestelemiş. Birçok beste yarışmasında ödülü bulunan sanatçının Japonya`nın en popüler söz yazarlarından. Türkiye`ye çok sık gelmese de o bir Türkle evli. Türkiye`ye ikinci


Neko Oıkawa ilk bestesini üç yaşında yapmış ve 20 sene de tam 2500 şarkı sözü bestelemiş. Birçok beste yarışmasında ödülü bulunan sanatçının Japonya`nın en popüler söz yazarlarından. Türkiye`ye çok sık gelmese de o bir Türkle evli. Türkiye`ye ikinci gelişinde eşi Erol Şafak`la tanışıp evlenmişler. Birbirinden çok farklı iki kültürü evlendirmek kolay olmamış elbetteki. Ama halinden o kadar memnun ki Japon ve Türk aşkını anlatan bir albüm bile çıkarmış. Neko`nun yine iki kültürü bir araya getiren 14 Ekimde başlayacak bir konser projesi daha var. Türkiye de verilecek konserde 14 Japon sanatçıyla birlikte Kıraç, Serdar Ortaç ve Erol Evgin aynı sahneyi paylaşacaklar. Türk ve Japon müziği yanyana olur mu? Göreceğiz.

Kübra

Neko Oikawa, Japonya`da önemli ödüller alan, Irak`a, Türkiye`ye ve birçok hayır kuruluşuna yardım projelerinde bulanan aktivist. Ayrıca yüzlerce şarkı sözünde altında da onun imzası var. Şarkı söylemden sözleriyle çok şey anlatan Oikawa, aldığı ödüller bir müze yaptırabilir düzeyde ama benim dikkatimi çeken bu kadar başarıyı yakalayan birinin bu denli tevazu sahibi olması oldu. Kendini esir etmeden bir başarıyı kucaklayan insan azdır. Giyimi, konuşması, nazikliği size başarıyı anlatıyor aslında. Erol Şafak`la hayatını birleştirerek bizden biri olan Neko`nun `Japon ve Türk aşkını` anlatan bir albümü de bulunuyor. Görünüşe göre Neko Türkleri Japonlar`a, Japonları da Türklere sevdirmeye kararlı Büşra

Size japonya`nın Aysel Gürel`i diyorlar. 2500 söz yazmışsınız. Nasıl başladınız şarkı sözü yazmaya?

Ben ilk şarkı sözümü ilk okul üçüncü sınıfta yazmıştım. Sonra bu benim yaşam şeklim olmaya başladı. Bir karar verdim. `Sesim güzel değil yaptığım besteleri söyleyemem ama şarkı sözü yazmalıyım.` dedim. Hayatım bu doğrultuda devam etti. Bunun için çok emek verdim. Beste yarışmalarına katıldım. 20 senedir bu işle uğraşıyorum.

İlk şarkı sözünüz neyi anlatıyordu?

Çok eski olduğu için hatırlamıyorum ama sanıyorum doğayı anlatan bir şarkıydı.

Nasıl bir ailede büyüdünüz? Babanız ne iş yapardı mesela?

Babam iş adamı,annem ise ev hanımıydı. Aile de müzikle uğraşan kimse yok aslında. Böyle bir çevrede de büyümedim açıkçası. Bunu ben kendi kendime yaptım. Düşüncelerimi yazıyla ifade ettim. Ama aslında üniversitede Japon tarihi üzerine eğitim gördüm.

İlk profesyonel sözünüzü ne zaman yazdınız?

Okuldan sonra bir şirkette çalışmaya başladığım sıralarda amatör bir gruba şarkı sözü yazdım. Hazırladığım CD`leri prodüksiyon şirketlerine gönderdim. Sonra ödüller gelmeye başladı.

Ne tür besteler yapıyorsunuz?

Bestelerim çok geniş bir yelpazede. Çocuk için de yazabilirim, aşk şarkısı da, toplumsal şarkılar da, gençlik şarkıları da, reklam müziği de. Japon çizgifilmi olan Pokemon için de şarkılar yazıyorum. Bu anlamda bu sektörü tamamıyla kullanıyorum.

EVET VE HAYIR DEMEYİ TÜRKLERDEN ÖĞRENDİM

Peki Türkiye`ye ilk ne zaman geldiniz?

Depremden önce gelmiştim. Turist olarak tabiki. Gelmeden önce arkadaşlarım Türkiye`nin güzelliklerini çok övmüşlerdi. `Güzel bir ülke sen de git` dediler.

Eşiniz Erol Şafak, Türk. Nerede, nasıl tanıştınız?

Turist olarak geldiğim zaman kaldığım otelin yanında eşimin abisinin dükkanı vardı. Eşim de abisine yardım ediyordu. Mesefeler yakın olduğu için tanıştık. Bir yıl arkadaş kaldık. Sonra da evlenme kararı aldık.

Eşiniz de sizin gibi sanatla mı uğraşıyor?

Eşimin Türkiye`de turizm acentası var. İthalat ve ihracat yapıyor aynı zamanda. Ama benim Türkiye`de olan sanatsal faaliyetlerimi de kendisi yürütüyor.

Zorluk çekmediniz mi? Kültürler biribirinden çok farklı sonuçta...

Tabiki zorlandık. Dediğiniz gibi dinler ve geleneksel yapı birbirinden çok farklı. Evlenmeden once bu kadarfark edememiştim. Ama evlendikten sonra daha farklı oldu tabi. Hala anlaşamadığımız konular var. Küçük olaylardan tartışma çıkabiliyor. Ama yavaş yavaş Türk insanlarını anlamaya başladım.

Türklerde en dikkatinizi çeken ne oldu?

Mesela; Japonlar bir durum karışısında evet veya hayır gibi kesin cevaplar vermezler,biraz düşünüler. Ama Türkler`in tavırları çok net. Bu alışkanlığı Türker`den aldım diyebilirim. Japonya`ya gidince ordaki arkadaş ortamımda da uygulayınca şaşırıyorlar. Herkes korkmaya başladı benden.

Evlenme teklifinde de zor olmuştur bu durum...

Evet. Sonuçta kesin bir dille isteyip istemediğinizi dile getirmeniz gerekiyor.

Evliliğinizde en çok hoşlandığınız özellik ne oldu?

Türklerin belkide en sevdiğim özeliklerinden biri ailelerine sıkı sıkıya bağlı olmaları. Ama diğer taraftan en çok şaşırdığım birşey var o da Japonlar birinin evine gittiklerinde yerlerinden kalkmamaya özen gösterir ziyaret bitine kadar sakince otururlar. Ama Türkler daha hareketli ve daha samimi. Mesela; bazı Türkler ev sahibinin dolabından açıp yemek yiyebiliyor. Bu bana çok tuhaf geliyor ve hala alışamadığım bir durum.

Japonlar Türkiye`yi neden tercih ediyorlar sizce?

Türkiye`yi sevmelerindeki sebep Japonya`da teknoloji çok ileride ve yaşam daha hızlı. O hızlılık insana bir süre sonra çok sıkıcı gelebiliyor. Ama burada daha yavaş ve daha etnik bir yaşam var. Bu doku çok hoş.

Sizin Japon Türk aşkını anlatan albümünüz de var...

Japonlar çok fazla Türk sanatçılarını bilmez ve tanımazlar, aynı şey Türkler için de geçerli. Bende iki farklı ülkeyi bir araya getirecek bir proje yaptım. Kendi yaşadığım aşktan yola çıkarak Japon ve Türk aşkını anlatan bir albüm çıkardım. Hem dostluğun pekişmesini hem de birbirinden farklı müzik türklerini iki ülkenin de tanımasını istedim.

Bir besteci olarak müziğinizde Türk müziği sentezini oluşturuyor musunuz?

Türkçe bilmediğim için Türk müziğinden çok fazla anlamıyorum. Ama ritimleri toplamaya çalışıyorum. Türkiye`de yeni çıkan albümleri Japonya`ya müzisyen arkadaşarıma dinletiyorum ve üzerinde çalışmalar yapıyoruz. Ama genel olarak pop müzikle ilgili araştırmalar yapıyorum.

`HAYDI BU SEFERDE İSTANBUL`A GİDELİM`

Japonya`da söz yazarının popüleritesi nasıldır?

Japonya`da şarkı söyleyip aynı zamanda söz yazan besteciler var. Ama ben şarkı söylemediğim için ben o tarz bir popüleriteye sahip değilim. Yalnız, kitap yazıp, bir çok müzikale imza attığım için halk gözünde biliniyorum. Ama benim için en önemli olan şey Japonya genelindeki önemli beste yarışmalarından ödül aldığım için tanınmak. Popüler olmak benim için önemli değil.

Peki oradaki popülerlik çabuk tüketilen birşey mi yoksa daha mı kalıcı?

Japonya`da da Türkiye`deki sistemden çok farklı değil. Bir haftada çok ünlü olan biri bir süre sonra ismi unutulabiliyor. Çok çalışan, kaliteli işler yapan sanatçılarda var ama onlar 30 yıl sonra ünlü olabiliyor.

28 ülke 132 şehir gezmişsiniz. Birde bu konuyla ilgili seyehat anıları yaşmışsınız.

Asya`yı çok seviyorum. Avrupaya hiç gitmedim ama ileride gitmeyi düşünüyorum. Avrupalılar çok değişmiyorlar ama diğer araftan asya ülkelerinde her yıl büyük değişiklikler oluyor. Yaptığım geziler içinde en farklı ülkeler o yüzden asla ülkeleri.

Japonlar seyahat etmeyi çok mu severler?

Evet. Çünkü hayatları boyunca çok çalışırlar ve paralarını seyahat etmek için biriktirirler. Üniversteyi bitirdiğimiz zaman aileler çocuklarına seyahat hakkı verir. Önce istediği ülkeleri gezip görsün sonra iş hayatına atılsın diye düşünürler. Üç ay boyunca dünyayı gezerler. Çünkü siz çalışmaya başladığınız zaman vaktiniz yoktur ve zor gezersiniz. Bende aynı süreçleri yaşadım tabiki.

Günlük çalışma şekliniz nasıl?

Japonlar normalde çok çalışırlar ama ben bir beste yaptığımda eğer o gün bitecekse 4 saat içinde yaparım. Japonlar gibi çok erken kalkıp çalışmıyorum. Çalışma saatlerim daha esnek.

Peki Japonların çalışma sitilleri nasıldır?

Siz saat sekizde işe başlıyorsunuzdur. Bu Japonya`da da aynı böyle ama 5 dakika bile şaşmaz bu çalışma saati. Ama Türkler çalışırken daha çok mola veriyorlar. Bizde mola saatli oluyor.

Hiç mi yorulmazsınız, dinlenmez misiniz?

Yoruluyorlar elbette. Mesela; trene bindiklerinde yorgunluktan uyuya kalırlar. Küçük yaştan itibaren bu sistemle yaşadığımız için 4,5 saat uyku yeterli oluyor. yemeklerimiz Türkiye`deki gibi yağlı değil genelde deniz mahsülü ve hafif yemekler olduğu için hareketlerimiz oldukça seri oluyor.

Çok çalıştığınız için mi uzun yaşıyorsunuz?

Evet onunla da ilgili. 65 yaşındaki kadın ya da erkek olsun fark etmez insanlar çalışır. Çalıştıkları için uzun yaşıyorlar. Bir de yemek yeme kültürümüzle de ilgili.

2010 Türkiye`de `Japon yılı` olarak kutlanacak. Tanıtımını da siz yapacaksınız. Nedir bu proje?

Fusimota`da Ertuğrul Fırkateyni batmıştı. 2010 yılında bu olayın 120. yıl dönümü doluyor. Bu olayı anlatan bir şarkı projesi var. Japonya`nın ünlü bir sanatçısı olan Sonomo seslendirecek ve bu şarkıyı ve biz de onu Türkiye`ye hediye edeceğiz. Ben de Japonya`da doğduğumdan bu benim için büyük bir onur.

Sizin bir de sosyal sorumluluk projeleriniz var...

Japonya`da tanıştığım bir arkadaşım bana `Iraktaki çocuklar için araç gerekiyor.` dedi. Birlikte yardım kampanyası yaptık ve ondan elde edilen geliri çocukların ihtiyacı olan araç için bağışladık.

Aynı zamanda aktivistsiniz yani...

Türkiye için de eşimle birlikte yardımlarda bulunduk. Devletin engelli çocuklara karşı okul eğitim sistemi pek gelişmiş değil. Eşim `Engelli insanlara yardım etmeliyiz` dedi ve bende hemen kabul ettim tabiki. O çocuklara yardımım dokunduğu için çok mutluyum. Diğer ülkeler için de yardım projesi gelişirse onlar içinde yardım ederim.

Türkiye`nin tanıtımı için çalışmalarınız var mı?

Japonya`da Türkiye`yi anlatan camilerin ve doğal güzelliklerinin bulunduğu bir cd satışa sunulmaya başladı. Türkiye`deki TRT kanalı gibi Japonlarında benzer kanalları var. Orada Türkiye`den görüntüler, camiler, insanların namaz kılma şekilleri gösteriliyor ve bu görüntüler Japonların çok hoşuna gidiyor.

Japonların `Hadi bu sefer İstanbul`a gidelim.` diye bir şarkıları var kim yazmış bu şarkıyı?

Mayo Shono 30 yıldan beri müzikle uğraşıyor. `Hadi bu sefer İstanbul`a gidelim.` diye bir şarkı yapmıştı. Ama bundan otuz yıl once İstanbul`un yerini kimse bilmiyordu. Japonya`da da çok popüler bir şarkıdır hemde.

TÜRKİYE`DE YAŞAMAK ZOR

İçinde Türk ve Japon sanatçılarının bulunduğu bir konser projeniz de var...

Evet. Türkiye`nin önde gelen Kıraç, Serdar Ortaç, Erol Evgin gibi popüler sanatçıları yer alıyor. Japonya`dan da içinde Mayo Shono`nun yer aldığı 14 sanatçı Türkiye`ye gelecek. Türk müziğiyle Japon müziğini bir araya getireceğim. Malatya, Samsun, Ankara ve İstanbul gibi çeşitle şehirlerde verilecek ve konserin geliri lösemili çocukların hayrına gidicek. Bu benim için çok önemli bir sosyal sorumluluk projesi.

Türk müziğiyle Japon müzik ve ritmi arasında çok fark var. Bu kadar birbirinden farklı iki müzik kültürünü bir araya getirmek risk değil mi?

Tabiki farklı insanlarız. Bizim kültürümüzde çiğ balık yeniyor ama sizde yenmiyor. Bir risk var tabiki. Japonya`dan da Türkiye`den de iyi sanatçıları bir araya getiriyoruz. Bu büyük bir maliyet demek . Birbirinden çok farklı iki kültür. Ama ritimler evrenseldir. Dinleyen izleyici kitleside `Böyle müzikler de varmış.` diyecekler. Bu da bir ülke insanın müzik kültürünün gelişmesi için çok olumlu bir adım. İlk once Japon bir sanatçı çıkıp şarkısını dinleyecek sonra Türk müziğini ikisi arasındaki benzer ve farklılıkları görecekler. Bu değişik bir atmosfer. Ben eğleneceklerini düşünüyorum.

Türkiye içinde bu kadar etkinlik düzenliyorsunuz. Türkiye siyasetinden uzak kalamazsınız...

Tabiki ilgiliyim uzak kalamam elbetteki. Abdullah Gül Japonya`ya geldiğinde batan gemiyle ilgili oradaki şehitlerin adına bir yemek düzenlendi. Birlikte yemek yedik ve sohbet ettik. Ama daha çok Japonya`da yaşadığımdan oranın sosyal şartlarıyla daha çok yüzyüzeyim.

Peki Japonya`dan Türkiye siyasi olarak nasıl gözüküyor?

Japonya bir ada olduğu için bizim çevrimizde komşu yerine deniz var. Türkiye`nin stratejik konumu öyle değil. Avrupa`ya da yakın Asya`ya da. Eğer Avrupa`ya yüzünü dönerse Türkiye Kuzey Irak`la o kadar sorun yaşamayabilir. Ama tabi Asya`dan da kopamaz bu bir gerçek. Çünkü Irak, İran, Suriye komşuluğu gibi bir gerçek var. Kritik bir bölgede olduğu için zor bir durum. Türkiye`de yaşamak çok zor.

Yorum Yaz